X’e Bağlı Dil Bozuklukları (İkincil Dil Bozuklukları) Nedir?
X’e Bağlı Dil Bozuklukları (İkincil dil bozuklukları), belirli bir nedene/etiyolojiye bağlı olarak gelişen dil bozukluklarını kapsamaktadır.
Örneğin, zihinsel yetersizlik, görme yetersizliği, Otizm Spektrum Bozukluğu, işitme yetersizliği ve sendromlar (Down Sendromu, Cri du Chat Sendromu, Williams Sendromu vb.), tümör, enfeksiyon veya radyasyona bağlı beyin hasarı, Travmatik Beyin Hasarı, Serebral Palsi, mikrosefali, makrosefali, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Gelişim Geriliği gibi var olan bir yetersizliğe eşlik eden dil bozuklukları ikincil dil bozukluğu olarak bilinmektedir.
X’e Bağlı Dil Bozuklukları (İkincil Dil Bozukluklarının) Nedeni Nedir?
Kesin nedeni henüz bilinmemekle birlikte, aşağıda belirtilen durumların neden olabileceği düşünülmektedir.
- Hamilelik öncesi annenin madde kullanımı (alkol, sigara)
- Hamilelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar (Rubella, HIV vb.)
- Doğum sırasında gelişen durumlar (bebeğin ters gelmesi, doğumun uzun sürmesi vb.)
- Prematüre doğum; bebeğin düşük kilo ile doğumu
- Çevresel faktörler (yoksulluk, ihmal vb.)
Ne Zaman Müdahale Edilmeli?
Bebeklik döneminde 0-36. ve 36.-72. aylar çok kritik dönemlerdir. İyi birer gözlemci olan ebeveynler aşağıdaki belirtilere dikkat etmelidir.
- Çocuğunuzda göz kontağı yok ya da sınırlı ise,
- 12-18. Aylarda hala yürümeye başlamadıysa,
- Bebeğinizde babıldamalar (ba-ba, da-da gibi) yoksa ve sık sık ağlıyorsa,
- 1 yaşında ilk sözcük üretimlerini (anne- baba gibi) gerçekleştirmediyse,
- Basit yönergeleri yerine getiremiyorsa (topu at vb.),
- 2 yaşında hala ikili sözcük birleşimlerinin üretimini gerçekleştiremiyorsa (baba geldi)
- Eğer çocuğunuz 3 yaş ve sonrası da yukarıdaki belirtileri göstermeye devam etmekte ise
***Çocuğunuz bu belirtileri gösteriyorsa öncelikle ilgili hekimlere (çocuk nöroloji, çocuk psikiyatri, pediatri) başvurulmalı sonrasında dil ve konuşma terapisi süreci için başvuru yapılmalıdır.
X’e Bağlı Dil Bozukluğu/İkincil Dil Bozukluğu Olan Bireylerin Dil, Konuşma ve İletişim Özellikleri Nelerdir?
X’e Bağlı Dil Bozukluğu (İkincil dil bozukluğu) olan bireylerde dil, konuşma ve iletişim etkilenmiş durumdadır. Bu etkilenme yetersizlik türüne göre değişmektedir. Örneğin; Zihinsel yetersizliğe sahip çocuklar, sınırlı kelime dağarcığı ile iletişim kurabilirken; Serebral Palsi olan çocuklar etkilenme durumuna bağlı olarak dil ve konuşma bozukluklarına sahip olabilmektedir.
Değerlendirme ve Terapi Süreçleri Nasıl Gerçekleşmektedir?
Öncelikle detaylı vaka öyküsü alınır, sonrasında;
- Tıbbi tanıya yönelik bilgiler (tanı raporu vb.),
- İşitme değerlendirmesi raporları,
- İlgili uzmanlar tarafından yapılan zeka testleri değerlendirme sonuçları,
- Aile ya da birincil bakıcılardan alınan bilgiler (çocuğun dil gelişimi, ailenin iletişim biçimi, eğitsel süreç vb.),
- Dil, konuşma ve iletişim becerileri için kullanılan standardize testler (TEDİL, TODİL, TİGE)
- Standardize testlerin yanında, dilin hangi alanlarının etkilendiğinin belirlenmesi için doğal dil örneği ve analizi (SALT),
Terapi sürecinde;
- Dil ve konuşma terapistleri değerlendirme sürecinde edindiği bilgiler ve yaptığı gözlemler ile bireye yönelik yapılan formal ve informal değerlendirmeler ile terapiyi planlar.
- Terapide uygulanan yöntemler bireyin yetersizlik durumu ve bireysel özelliklerine göre seçilir.
- Bireysel özellikler ve yetersizlik türüne göre, terapi yöntemleri ve hedefleri değişir.
- Bireyin özelliklerine göre belirlenen terapi yöntemleri çoğunlukla klinisyen merkezli, çocuk merkezli ya da hibrid (karma) yaklaşımlar çerçevesinde yapılandırılmaktadır. Bu yöntemler aracılığıyla çocukların semantik, morfo-sentaktik ve pragmatik süreçleri sistematik biçimde desteklenir. Bununla birlikte, yetersizlik türüne bağlı olarak terapide kullanılan bileşenlerin ağırlıkları farklılık göstermektedir. Örneğin bazı çocuklarda oral-motor gelişim ön plana çıkarken, diğerlerinde yürütücü işlevler, taklit becerileri, oyun gelişimi, söz öncesi dönem becerileri ve iletişimsel etkileşim stratejileri daha yoğun olarak ele alınmaktadır. Böylece terapi, yalnızca dilin biçimsel yönlerini değil, aynı zamanda dili destekleyen bilişsel, motor ve sosyal alanları da kapsayan bütüncül bir yapı kazanmaktadır.
- Sözel iletişim kurulamayan vakalarda sözel dille birlikte ‘Alternatif ve Destekleyici İletişim Sistemi (ADİS) kullanılarak süreç vakaya göre alternatif ve/veya destekleyici boyutlarıyla yürütülür.